4.1.11

Rüya Kelimeler

Hesaplayabildiğimiz uzak günlerde kodlanmış harflerin, hayatta kalmak için oluşturduklar en karmaşık kelimeleriz.

Ardımızda kalan adımları ölçecek gözlerimizin oluşması için harcanan büyük ve acı dolu zamanlar sonunda birbirinden farklı milyarlarca kelime.

Farklılıklarımız tür, coğrafya, iklim, cinsiyet vs. olsa da, ihtiyaçlarımız için kurduğumuz cümlelerin köleliğinde benzer yollarda yürüdük, yürüyoruz.

O kadar hızlı adımlar attık ki, o kadar hızlı yazdık ki kaderimizi, ruhumuz uzayıp giden gövdemiz altında güneşsiz kaldı.

Bizden farklı yollarla hayata tutunan ağaçları düşünün: Daha fazla güneş, su, tohumlarını uzağa taşıyan rüzgârlara ermek için yarıştılar birbirleriyle. Milyarlarca yıl süren elemede, diğerlerini gölgede bırakan ağaçlar bugünleri tohumlayabildi.

Çok çok uzak akrabalarınızı, atalarınızı düşünün. Minik mutasyonların farklılaştırdığı geniyle hayatta kalabilen, en güçlü olanın yansılarına bakın aynada.

Boyunu uzatırken, beslendiği köklere bakın, ağaçların. Aynadaki geçmişin putlarına saygıyla gülümseyin, görebildiğiniz kadar, bilim ışığında.

“Koş Yoksa Düşersin” , “Değiş Geride Kalma” vs. başlıklı reklâmları gördüğünüzde düşünün bunu. Boşluğa açtığınız elleri düşünün, farklı kapılarda.

Sonsuz karanlığa zaman savuran oyalanma zenginliğiyle, ‘gibi yaparken’: Televizyon, sinema, gazete, dergi, internet, aile, akraba, okul, devlet, din… Araçların kodladığı harfler yalnız ‘ortam’ değiştiren mesajları kalıplarlar zihninizde. Heyecan, korku… Vs. dürtüler, ne kadar gelişmiş olsa da zihniniz, milyar yıllık öyküde çizer rolünüzü.

Hayatta kalan en karmaşık kelimeler, eski günlerin basit öykülerinde ‘gibi yapar.’

‘Kendi’ olamazlar, maskeler ardında gezinen mutsuzluk her yanda belirir: Sıkılganlık çukurlarında debelenen, özürlü gebelikler. ‘Hızla’, doymak bilmeyen, kodlanmış ideali arayışlar, yarı aygın zihinlerin kendini bulma çabaları.

Gölgede kalan mutsuz kelimelerin, yalnızlık ve acı dolu yok oluşları taşar şehirden.

Merak ve sorgulamayla anlarda var olan, hayatın akışını eline almış kişiler, sonsuza yeni cümleler kuruyor. Kalıba sığmayan, uzak zamanlardan bu yana, her zihnin sonuna bir harf eklediği ortak bir kelime yaratılıyor. Bir zihinden diğerine, eşit ve özgürce, bilgi paylaşımlarıyla oluşan kelimeler, sonsuzu yeniden öykülüyor.

Gün; güçlü genlerin değil, duyu ve duyarlılıkları açık bireylerin ortaklaşa kurdukları yeni Babil kulesinin inşa edildiği gün olabilir.

Milyar yıl boyu taşınacak olan, tenimize işli harfler değil, yetiştirdiğimiz ‘ben’lerin ortak zihne katkılarında kodlanabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder