29.8.10

Tanışma

Kanmadık mazii dolanan çerçevelere
Gittik, buluttan kanatlarda saklı atiye

Niyazdaydı bir tepe çatlamış elleriyle
Duyduk, tuzlu dualar ninnisini rüzgarın

Bulutlar saçından sürükler günü güneşe
Mesud anlar bırakır dalında ağaçların

Uzanırken buğulu tenimizle gözgöze
Al bir dilek bağladık sonsuzuna hayatın


Utku Cem – 29 Ağustos

25.8.10

Vuslat

O anda, öyle ki;

Prometheus'un hayat meşalesi söner. Dalga dalga sürmeli semanın gözleri dalınca. Serin esintiyle huzmelerini yayar Venüs, karanlık simanın menevişli aynasına. Bir altın teli bulut elinde beş melek süzer, toprağa vuslat yıldırımları düşerken.
Bilmem ki ne efsun ettin şu ölümlü halime,
hakikatte saçını tararsın esrik halinle.

Utku Cem - Ağustos

6.8.10

Röportaj

Neden röportaj yapmaya karar verdiniz?

Cem: İnsanların zihnine benzetme ve çağrışımlarla yeterince yansıyamadığımı gördüm. Ayrıca duruşumu, bakışımı, kendi kavramlarımı algılayabilirlerse yazılarımı anlatabilmemde bir anahtar sunmuş olurum.

Neden “diğerlerinin zihnine yansımak” gibi bir derdiniz var?


Cem: Zihinsel üstünlüklerle kendim dışındakilerde var olarak, paylaşarak mutlu oluyorum.



“Zihinsel üstünlük” kavramını yazılarınızda sürekli kullanıyorsunuz, bunu biraz açıklar mısınız?

3.8.10

Uzak Anlam

Uzaktaki Ben;

Şimdi, yeni bir yaşa daha giriyorsun.

Bundan haberi yok Güneşin, boşluğu saran rüzgarın, için için akan Boğaz'ın.
Boş gözler gibi göğe bakan meydanların, dört bir yana sürüklenen demir yığınının, yamaçtaki yoksul eve kibriyle misafir dağın hiç haberi yok.


Ama Ben bilirim.

2.8.10

Güneş Gazisi

Hasretten sıtmalı kemiklerim titrerken, paslı demirin akan gözlerinden süzüldüm. Ağlıyordu koca yığın, derin düdüklerle iç çekerek. Gözyaşları boşalıyordu gara bir bir.

Kızıl tüller giymiş güneş bekliyordu kapıda. Elinde efsunlu silahlar parıldıyor, her katrenin gözünde yansıyordu. Yelkovan kılıç biri diğeri akrep hançerdi.