4.9.12

Katî Döngü



“Düşdük katî çokdan heves-i devlete ammâ
 Ol dâiye-i dağdağa-fermadan usandık”
Nabi*

Bezginliğin boyunduruğu altındayız. Geçmiş zamanın miadı dolmuş boşunalığının külliyatı, gelecek olası anların her şeyin mezarlığındaki sükûtu bekleyişi ve tarihin oluş halinin ağır yükü, bıkkınlığımızın kaynağıdır. Maskeli aktörler, kadim rolleri oynamaya hazırdırlar.

Ayan gerilemeyi gören bizler, hayal kırıklığımızı tüm romantizmiyle yaşarken, başka formların doğumu ve hayatı geliştirmeyi sağlayan tükenişle dövüşmemeliyiz. Ki biliyor oluşumuz, umudu yahut çabayı değil, yalnızca görmeyi sağlar.

9.3.12

Şey


“Gökler yoktu bir zamanlar
Yeryüzü yoktu, yükseklik ve derinlik
İsim yoktu”
M.Ö. 2500 Yaratılış Destanı / Babil

Tam olduğu yerde, önce ya da sonrada değil, bütünüyle şimdidedir.

Sonsuza odaklanmış zihni çevresini algılamaya başlar. Milyar yıllık dalgınlığı an be an çözülür, ta ki; ben, benim, buradayım, varımı fark edinceye dek.

Kadim enerjinin katî buyruğuyla örtmeye başlar çıplaklığını. Dışarıdakilerin dünyasına çıkıyorsa eğer; ötekilerin arzuladığı, tanıdığı, kabullendiği gibi olmalı. Bir ‘şey’ sanılan varlığın haline bürünmeli.