17.3.17

Ölü Deniz Hippi Kolonisine Katıldım

Metzukei Dragot'u ziyaret, sınırları olmıyan bir dünya olduğunu gösteriyor ancak sınırsız yaşamak nihayetinde seni tüketiyor.

Ölü Deniz kıyısındaki küçük bir kumsalda, İsrail hippilerinin son cenneti yer alır. Denizin kuzeybatı yakasına yakın Metzukei Dragot'taki çadır kolonisi, modern toplumun vahşiliğine dayanamayanlar için sığınaktır. Sazlar ve çağlayan kaynaklar arasında saklıdır, bazıları aylar boyunca çalışmadan veya kira ödemeden hayatta kalmayı başarırlar burada. Şahsen deneyimlemek için bir çadır, uyku tulumu, hurma ve yedekte altı kutu suyla kuşanıp, hafta içine de sarkan üç hafta sonu, arkadaşlarımla birlikte oraya gittim.

"Deniz ve kara arasındaki sınırı aşmış gibi hissedersin, hatta falezler nihayet hissini yaratır." Burayı sıklıkla ziyaret eden turist rehberi arkadaşım, 31 yaşındaki Benny Yonin, seyahat esnasında böyle diyor. "Orada, sahilde tanıştığım bir Alman turist, Metzukei Dragot sahilinin sanki medeni dünyanın sonuymuş gibi hissettiğini söylemişti. Karşınızda sürekli Ürdün'ü görürsünüz ve arkanızda, yukarıda ordu kontrol noktası vardır. Obruklar mekanın yok olacağı izlenimini verir. Orada yaşayanlar her şeyin geçici olduğunu hissederler. Topoğrafya ay boyunca değişir. Bu da şaşkınlık hissi ekler."

Hafta içinde, sadece hippiler - genel, kesin olmayan, daha çok uygun sosyal sınıflandırma yokluğunda kullanılan bir kavram - sahilde yaşar. Hafta sonlarında, sanki, nüfus daha çeşitlidir. Arazi aracıyla Doğu Kudüs'ten gelen karışık bir grup Filistinli gördüm; Bulgaristan'dan bir kadın turist; silahlı bir göçmen çift; sevimli çocuklarıyla yenice dindar bir aile; ve birkaç tamamiyle çıplak hippiler. Herkes iç içe geçmiş vaziyette.




Bazı olağan yerli sakinler, günübirlikçileri hor görüyorlar. Ben hafta sonu çeşitliliğini tercih ediyorum, hatta ciplerin manzarayı kapatması veya insanların yüksek sesli elektronik müzik çalmasına rağmen. İhtiyati tahminime göre, hafta boyunca 30 kadar daha uzun süreli işgalciye karşın, hafta sonları yaklaşık 150 kişi alanda bulunuyor. İki kişi, Allan ve Haim Metzukei Dragot sahilinde, acımasız yazlar dahil, fasılasız on yıl boyunca yaşamışlar. (İsimlerin çoğu, kişilerin özel hayatlarını ihlalden kaçınmak için değiştirilmiştir.)

Alana ilk ziyaretimi bir yıl önce, kız arkadaşlarımla gerçekleştirdim. 20 yaşlarındaki çıplak bir adam yanımıza oturdu, yemeğimizle karnını doyurdu ve arkadaşlarımdan biriyle yatmak istediğini söyledi. Arkadaşım reddettiğinde, bir çocuk gibi bize dik dik bakmaya devam etti.

Burada, toplumdan dışlanmış insanları kapalı odaya tıkmak gibi bir sorun yok: mekanın cazibesi onlar. Akıl yürütme yolu uzaylı gibi duran, farklı bir mantıkla davranan insanlardan çekiniyorsanız, sizin için başka kumsallar mevcut. Şabat'ta genç adamın ailesi ziyarete geldi ve ona kek getirdiler. Benim ebeveynlerim gibi, onlar da sıradan İsrailli kimselerdi. Oğulları Hindistan'da uyuşturucu almış ve kötü biçimde geri dönmüş ancak görüldüğü üzere, onu zorla tedavi etmek istememişlerdi.

İlk ziyaretimizde, kendine Benny Rambo diyen, koloninin en renkli karakterlerinden biriyle de tanıştık. Bu civarda, iki cipinden birinde yaşar - ve bu genellikle Sufa'dır, üzerinde bir İsrail bayrağı dalgalanır ve asla havlamayı kesmeyen bir köpeğe ev sahipliği yapar. Rambo kum torbalarıyla kaynağı çevirip, rahat bir havuz yapılmasında yardımcı olmuş. Doğal Jakuzi yaratmak için de bir boru eklemiş ve aynı zamanda alanı temiz tutmak için de yardımcı olmuş.

Rambo haftanın bir kısmında, buranın güneyindeki Kibbutz Ein Gedi'de yaşıyor. Gazlı içecek üreticisi olan Super Drink yönetiminin bir üyesi, olağan halinde. Hippi değil ancak şen şakrak bir figür - her tarafa sinen sessizlikle aynı tondaki müdavimlerin arasında bir istisna. Rambo, Metzukei Dragot'u olduğu şey yapanın ne olduğuyla ilgili bir şüphesi yok. "Burayı yaşatan ruh benim." diyor. "Herkes, 5-6 yıl önce kazdığım kaynak nedeniyle buraya geliyor."

Yıldızlar Altında Çıplak Yüzmek

Yakın zamanda, bölgeyi Yonin, Tamar Eisenberg'i - ki yıllardır buraya bir fotoğraf projesi için geliyor - içeren ve yakın bir yerleşimdeki Çigong topluluğundan aldığımız bir kemani arkadaşlarıyla birlikte ziyaret ettim. Kamp alanımızı kurduktan sonra, Tamar araçla 10 dakika güneydeki Ein Kedem kaynağını ziyaret etmeyi önerdi. Orada yaklaşık on arabanın yanına park ettik, Benny yalnız kaldığımız bir havuza yönlendirdi bizi. Yıldızların saçıldığı göğün altında, ilk önce ben suya girerken arkadaşlarım kahve yaptılar. Genellikle giyimli olmayı tercih ederim fakat bu kez (bir el feneri dışında) çıplak girmek ve serin gecede sıcak kaynakta yıkanmak bir zevkti.

Kampa döndüğümüzde Yonin yemek hazırladı. Nataşa ve ondan birkaç yaş genç Arap müzisyen sevgilisi Salim'i aradık. Bulamadık ancak yemek hazır olduğunda el ele çıkageldiler. Nataşa 20'lerinin ortasındaki bir Moskova göçmeni, ultra-Ortodoks olmuş ve sonra uç aşırı-sağcı, tanınmış bir aşırı-sağcı aktivistle flörtleşmiş ve bir yerleşime taşınmış. Birkaç ay önce -yakışıklı- Salim'e aşık olmuş ve bir Arap şehrine birlikte taşınmışlar fakat Salim'in ailesi ve arkadaşları  umursamamışlar. Nataşa, Metzukei Dragot sahilini, şans eseri tanıştığı Rambo'dan duymuş. O ve Salim dünyayı terk etmeye ve Ölü Deniz'de yaşamaya karar vermişler.

Metzukei Dragot'un avantajı şu; Dünya tarafından çiğnenmiş, beş kuruşları olmayan, sahip oldukları yalnızca çadır ve uyku tulumu olanlar için bir sığınak. Burada sahip oldukları seçenek, sabah deniz ve gece yıldızlar, sex ihtimali ve özgürlük, yaratım ve sohbet imkanı.

Geleneksel yaşam sürdüren insanlar, Metzukei Dragot sakinlerine belki yukarıdan bakarak onları ucubeler olarak görecektirler. Ancak avantaj ve dezavantaj ve göreceli yaşam kalitesi muhasebesini yaparsanız, aklı başında olanların çamur atılan sahil sakinleri olduğu ve birkaç briket parasını ödemek için sabahtan akşama çalışanların deli olduklarını anlarsınız.


Yine de, Nataşa ve Salim dışarıda yaşam için uygun kişiler olmayabilir. Nataşa bir şırınga vasıtasıyla besledikleri, şımarık bir Siyam kedisine sahip, bununla birlikte, sevgilisinin üç çeşit parfüm taşımasıyla dalga geçiyor. "Bir parfüm, kokusunu sevdiğim ve senin [Nataşa] dayanamadığın; bir diğeri sevdiğin ve benim kaldıramadığım; ve ayrıca bir parfüm daha." diyerek Salim açıklıyor.

Aptal kedi, parfümlerden daha büyük bir sorun teşkil ediyor. Doğaya salmaya, geceleri net biçimde duyulan çakalların üzerine saldırmasından korkuyor. Yani, Salim her yere şımarık şişko kediyi içeren geniş plastik çantayla birlikte gidiyor. Aynı zamanda içinde iki dizüstü bilgisayar olan bir çanta da taşıyor. Akşamüzeri, mekanın  ve insan ilişkilerinin ilhamıyla bir parça yazmaya karar verdiğini duyurdu. Çift birbirlerine aşık gibi duruyordu, Salim 28'in uğurlu rakamı olduğunu söylediğinde Nataşa 28 çocuk istediğini söylemişti.

Çadırımız, içe kapanık, rastalı Vova isimli Rus turistin yanındaydı, bize Urallar'da doğduğunu ve şimdi St. Petersburg'da yaşadığını, işinin oyun alanlarına halat çekmek olduğunu söyledi.

İki ay önce, Sina'daki Şarm el-Şeyh'e ucuz bir uçak bileti almış ve Mısır'da kalabileceğini düşünmüş. Ancak sonra pek çok kimse Metzukei Dragot'u önermiş, kontrol etmeye karar vermiş - ve bağlanmış.

Vova bize lezzetli Mısır çayı demledi ve çabucak grubun bir parçası oldu. Her zaman etrafta altına iple sandalye minderi bağlı olarak geziniyordu, böylece oturduğu her yer sandalyeye dönüşüyordu. Rusya'da bunun popüler bir alet olduğunu söyledi.

Stressiz - Parasız

Sahilde belirli sayıda guru (kız ve erkek) var ancak en saygı duyulanları, kabilenin en yaşlısı olan Allan ve Haim. Yonin'e göre Allan 10 yıldır burada, sadece kanola yağı, hurma ve gezginlerin verdikleri ekmeklerle besleniyormuş. İmkansız sıcak yazda, kimse ziyaret etmediğinde, havuzlardaki, bir keresinde spirulina dediği algleri yiyor. Kısa pantolon altına uzun pantolon giyiyor ve market arabasını sanki ofise gider gibi, bir yerden başka bir yere hızla sürüklüyor. Alanın koruyucusu o, kuşlar ve kaynağa düşkün ve doğayla bir olmuş.


Haim gün doğumu ve batımında sahili ileri geri turalarken görülebilir, tek-telli enstrümanını çalar ve günün başlangıcını ve bitişini duyurur. Aynı zamanda İncil öğrencisi olan Yonin, kalıcı sakinleri burada - özellikle her yere bir İncil taşıyan Allan'ı - Yahudiye Çölü keşişlerinin varisleri olarak görür.

"Kudüs'ün tarihi boyunca, şehirle baş edemeyen insanlar olmuştur - rahipler, suçlular, asiler - ve kimsenin onları bulamayacağı çöle kaçmışlardır." diyor Yonin. "Buradaki insanlar ülkenin en stresli şehri - birbirinden nefret eden grupların olduğu -  Kudüs'ü terk etmiş ve Kudüs'ün tam zıttı olan bu yere gelmişler: Metzukei Dragot."

Şaşırtıcı olan, bu gün ve çağda insanların para harcamadan ve çalışmadan hayatta kalmayı becerebilmeleridir. Bazı uzun süreli sakinler, yürüyerek bir saat mesafede olan Mitzpeh Salem'deki market çöplüğünde, tarihi geçen ve atılan ürünlere çöp-karıştırma yöntemiyle dalmayı benimsemiştirler. Yiyecekten daha gerekli olan su, yukarıdaki kontrol noktasından edinilebilir.


Akşam çöktü. Tamar çadırda kestirmeye gitti ve bütün gün plastik kutusunda kafeslenen sefil kediyi içeride başıboş dolaşmaya bıraktı. Ben, kibar Polonyalı kadın turistlerin darbuka (Ortadoğu davulu) eşliğinde halk şarkıları söyledikleri kulübeye gittim. 

Gece 9 civarında, büyük bir krize geri dönüş yaptım. Nataşa Kudüs'te olduğu halde, bize öfkeliydi. Salim'i aramaya çalışıyordu, Yonin'den Tamar'ın çadırda kediyi salmasına izin verdiğini duymuş. Fakat Salim cevap vermiyordu, böylece o da cevap vermeyi kesinceye dek Yonin'i de yedi kez aradı. Ölüm tehditleri gönderdi. Narin Salim, aşırı gergin partneriyle ne yapacağını bilemedi, bu yüzden Tamar'ın şimdi boş olan çadırında birkaç saat sakinleşmeye karar verdi. Ancak çadıra girdiği sırada kedi kaçtı. Felaket.

Ve böylece geç saate rağmen, el fenerleriyle kediyi aramaya başladık, salakça miyavlama sesleri çıkararak çakallardan önce onu bulmayı umduk. Aptal yaratığı bulmak 10 dakikamızı aldı. Salim göz yaşlarına boğuldu. Dramatik kriz, Nataşa ve hayatından endişe eden Yonin arasında kalan grupta bölünme yarattı. 

Ertesi öğleden sonra, kaynakta yıkanırken biri bizi bedevi bir hippi tarafından kurulmuş çadır saunaya davet etti. Buğu, arkasında çalıların yandığı paslı teneke bir panelden yaratılıyordu; çadır buharı içeride tutmak için plastik sargıyla mühürlenmişti. Her birkaç dakikada bir su, paslı kaynama-ısısındaki teneke üzerine makul, oldukça keyifli sauna oluşuncaya kadar dökülüyordu. Kısıtlı ölçülerine göre, Metzukei Dragot sahili muhtemelen ülkenin kişi başına düşen en yoğun sauna yoğunluğuna sahip. Kuzey tarafında, ocağı olan bir çadırda başka bir sauna daha var ve bir diğer mini-saunanın da dedikodusu var.

Yonin'in aşçılığı sahil boyunca beğenildi. Üçüncü günde, Michael'in verdiği bir yemeğe katıldık. Kendisini Çin, Şaolin'de ortopedisyenlik ve tıbbi bitkiler uzmanlığı okumuş olarak tanıttı. Ağdalı ve belirgin bir Alman aksanıyla konuşuyordu, bize (Arabi gözükmesine karşın) yüksek Avusturya soylusu bir aileden geldiğini söyledi. Yakındaki bir çadırda konaklıyordu ve bir aydır buradaydı. İlk başta muteberdi fakat öyküleri gitgide şaibeli olmaya başladı. Ölü Deniz suyunu damıtmayı başardığını, toksinleri giderdiğini ve E vitamini eklediğini ve karışımdan haftada dört damla almanın pek çok hastalığı iyileştirdiğini iddia etti. Bu, söylediğine göre, sedef hastalığı için gerçek tedaviydi, çamur banyosu değil - onlar komploydu. Güvenilir bir kaynaktan Vladimir Putin, Angela Merkel ve Mısır Başkanı Muhammed Mursi'nin Yahudi olduğunu duyduğunu anlattı. Michael'e Mısır'ın şu anki başkanının Abdül-Fettah el-Sisi olduğunu söylediğimde, onun da Yahudi olduğunda ısrar etti. Dahası, bir çiçekten yaptığı, elini kaybettiysen çiçeğin özünden içtiğinde elini geri çıkarabilecek bir ilaca sahip olduğunu iddia etti.


Bazıları ona inanıyor, bazıları şüpheci. Yonin'in söylediğine göre hippiler arasında "Sohbetin odağı olmak için uzun masalların anlatıldığı bir üslup var. İtibarını kazanmak için inanılamayacak şeyler anlatıyorlar." Sonra Tamar, Michael'in telefon numarasını Facebook'ta arattı ve sayfasının etkileyici bir Avusturyalı asil ailenin soy ağacını gösterdiğini keşfetti. Yani belki de gerçeği söylüyordu.

Sınırsız

Yonin asla kendisine Metzukei Dragot'ta iki haftadan fazla kalma izini vermedi. "Daha çok kalırsam, bu insanlardan biri olacağımdan korktum." dedi. Benim için sahil, gerçeklikten kopma arzusunu sembolize ediyor. Buraya biçimlenmiş bir yaşamdan gelen insanların aşama aşama katmanlarını soyuşlarını görmek ilginç. Hatta ilk günde bile, tamamiyle değişirler, sınırların yitirildiğini tecrübe ederler. Kıyafetsiz olmak sadece bir örnek.

"Gizem, uzun süre insanların burada yaşayabilmesinde" diyerek devam etti. "Kalıcı sakinler günde sadece bir öğün yiyorlar fakat ne yedikleri açık değil ve zamanın nasıl geçtiği de belli değil. Aynı zamanda pek aç da değilsin. Bir arkadaşım burada yaşadı ve kendini tamamen kaybetti. Bir ziyaret keyifli; sana sınırları olmıyan bir dünya olduğunu gösteriyor - ancak sınırsız yaşamak nihayetinde seni tüketiyor. Arkadaşım orada üç ay hayatta kaldı ve Avner'ın öğrencisi oldu ama sonra onunla bozuştu."

Avner yerel gurulardan biri. Onunla birkaç dakika geçirdiğimde, etkileyici veya acımasız bulmadım onu fakat öğrencilerinden bir diğeri bana Avner'ın tacizleri yüzünden isyan ettiğini ruhani öğretmen olmaya karar verdiğini anlattı.

"KAybolan insanlar Avner'a gider. Onlara nasıl yaşanacağını öğretir ve açıklar." diyerek ekledi Yonin. "Avner'la üç yıl önce tanıştım. Daha çok herkesin nasıl aptal olduğunu açıklar. Ancak benim için çok iyi bir şey yaptı: her zaman vücudumdan utanırdım ve bana nasıl çıplak olunacağını öğretti. Çıplaklık bana güç verdi. Fakat bir aşamada, onunla iletişim her zaman kopar. Sadakat, hayranlık bekler. Ancak herkesle yaptığı gibi, benimle de bozuştu ve selamı sabahı kesti. Bana neden kızdığını anlamadım."


Çalışmaksızın

Metzukei Dragot'taki son ziyaretim ilk ikisinden kısaydı. Bu kez, kampı kaynağın bir kilometre kuzeyine, "orman" veya "balta girmemiş orman" olarak bilinen bölgeye kurduk - sazlıklı ve ılgın ağaçları olan bir vaha.

Gece aniden bir helikopter belirdi, bölgeyi aydınlattı ve bizden yaklaşık 90 feet (30 metre) uzağa inerken, aynı anda bir ambulans dar patikadan süratle geçti. Terörist saldırı olduğunu düşündük fakat yakındaki ormanda kalan bir kızı yılan soktuğunu bildirildiği ortaya çıktı. Bazıları onunla dalga geçti ve histerik biri olduğunu ve kendisini uydurduğunu söylediler. Ancak açıkça gerçekti. Helikopter kurtardı ve ambulans ekibi bir müşteriyi kaybederek gözden kayboldu. Anladığım kadarıyla iyi durumdaydı.

Genellikle verimli ve kendini işine adamış bir gazeteci olsam da, Metzukei Dragot'ta çalışmaya enerjim yok. Tüm yapmak istediğim denizi seyretmek. Yine de Yonin, kabilenin kıdemlisi Allan'la konuşmak için bir fırsat olduğunu söyledi ve buna değeceğinde ısrar etti. Sorun şuydu ki Allan halihazırda Sergei tarafından idare edilen bir çadır kampında yerleşikti, itici, kibirli, Tamar'ın hippilerden nefret etmesine neden olan biri. Yine de, Tamar, Benny Yonin ve ben Sergei'nin yukarıda ve olağanüstü manzarası olan mekanına yürüdük. 

Kelimenin tam anlamıyla bir başarısızlıktı. Allan insanların sayısından çekindi, homurdanarak "çalışmam lazım" dedi ve bizi Sergei ile bıraktı. Halihazırda kahveyi ısıtmaya başlamıştı bile, yani öylece ayrılamadık.

"Sizin için Allan bu. Yapay insanları 5 kilometre mesafeden tanıma kabiliyetine sahip. Görülen o ki kalıcı değilsiniz." dedi Sergei, Yonin'e bakarak. "Size bir sorum var. Size şimdi ölmenizi söylesem, kabul eder misiniz?"

Gerçek şu ki, Yonin bu bakımdan küçümsenebilecek son kişi. Bütün yaşamı uzun ve spontane seyahatlerden müteşekkil ve Kudüs'ün Nahlaot mahallesindeki evinin kapısını evsizler ve gelip geçenler için kilitlemeden bırakır.

Hayret içindeki Yonin, ölmeye hazır olup olmadığı konusunda hızlı bir cevap sunamadı. Fikre özellikle hevesli olmadığını hissettim. Bunun yerine, Allan'la pek çok sohbeti olduğunu söylemeye çalıştı, özellikle yerel kuşların koşullarıyla ilişkili pratik meseleler hakkındakileri. "Allan asla söylediğin türde bişi söylemez." diye ekledi Yonin, lafı Sergei'e sokmaya çalışarak.

"Henüz bana böyle bişi söyledi." diye sert cevap verdi Sergei, Yonin'i ezerek. "Sen buraya gelmeden."

Son darbeyi indirmek için, Sergei ayağının nasırlı tabanlarını gösterdi. "Asla böyle ayakların olamayacak." dedi. "On yıldır ayakkabı giymedim."


Yazar: Roy Arad - 16.03.2017 - Haaretz

Fotoğraf: Tamar Eisenberg

Çeviren: Utku Cem - 17.03.2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder