28.3.18

Neden Sorunlu Eşler Seçiyoruz?

Jean-François Millet - 1859 - Akşam Duası (Angelus)

Teoride, sevdiğimiz kişiyi seçmekte özgürüz. Farklı kişileri seçebilirdik aslında. Bu duruma toplumsal gelenek veya çöpçatanlar tarafından zorlanmıyoruz. Fakat pratikte, seçimlerimizi yaparken hayal ettiğimizden daha az özgürüz.

Kimi sevebileceğimiz veya gereğince çekici bulacağımıza dair bazı gerçek kısıtlar, bakmayı düşünmediğimiz bir yerden geliyorlar: çocukluğumuz. Psikolojik geçmişimiz, yalnızca belirli tipteki kişilerden etkilenmeye fazlasıyla yatkın hale getiriyor bizi.

Çocukluğumuzda şekillenen izlerle seviyoruz. Küçükken bildiğimiz sevgi hissini, pek çok yolla yeniden yaratan kişileri arıyoruz. Problem, çocukluğumuzda özümsediğimiz sevginin basitçe cömertlik, hissilik ve zarafetten ibaret olmaktan uzaklığı. Fıtratta, sevgi çeşitli acılı görünümlerle dolaşık hallerden sorumlu: yeterince iyi olmama hissi; kırılgan veya depresif ebeveyne duyulan sevgi; bakıcısının yanında tamamıyla korunmasız olamama hissi.

Bu durum, basitçe bize karşı kibar olmayan veya daha önemlisi, aşinalık hissettiren eşlerin yetişkinliklerini incelemeye yönlendiriyor bizi. Olası talipleri değerlendirmemeye mecbur kalabiliriz çünkü sevgiyle ilişkilendirdiğimiz karmaşık arzuyu tatmin etmeyebilirler. Kişileri 'seksi değil' veya 'sıkıcı' diye tarif ederken gerçekte: sevginin gerçek olduğunu hissetmem için çekmem gereken acıyı bana yaşatmıyor, deriz.

Düzenbaz taliplere takılıp kalan kişilere, basitçe ayrılmalarını ve daha haysiyetli birini bulmalarını salık vermek genel tavırdır. Bu, teoride güzel fakat sıklıkla uygulamada imkansızdır. Çekiciliğin membasını sihirle dönüştüremeyiz. Çekici bulduğumuz kimseleri dönüştürmeyi hedeflemektense, geçmiş salahiyetlerin bizi zorunda bıraktığı sorunlu karakterlere nasıl davranacak ve tepki vereceğimizi düzenlemek, kolaylıkla daha zekice olacaktır.

Sorunlarımız sıklıkla ortaya çıkar çünkü zorlu kişilere, kalıplarla çocuklar gibi davranmayı öğrendiğimiz şekilde tepki vermeye devam ederiz. Mesela, çoğunlukla sesini yükselten oldukça asabi ebeveynlerimiz vardır. Onları sevmiş ve kızgın olduklarında, suçlu olmamız gerektiği hissiyle tepki vermişizdir. Ürkek ve aşağılanmışızdır. Şu halde, (takılı kaldığımız) bir eş eğer küserse, ezik, sindirilmiş çocuklar gibi tepki veririz: somurturuz, suçlu hissederiz, eleştiriyi hak eder hissederiz, pek çok alınganlık inşa ederiz. Belki de çabuk sinirlenen birine kapılırız, sırayla öfkeleniyoruzdur. Veya kırılgan, korunmasız kolayca incinebilen ebeveynlere sahiptiysek, biraz zayıf ve korumamıza muhtaç eşleri tercih etmeye hazırızdır; fakat sonra zayıflıklarından bıkarız.

Muhtemelen çekicilik kalıplarımızı değiştiremeyiz. Ancak içgüdülerimizi temelden yeni baştan tasarlamaya çalışmaktansa, yapabileceğimiz, hak eden taliplere çocuklar gibi değil daha olgun ve akılcı yetişkin bağlamında yapıcı tepkiler vermeyi öğrenmeye çalışmaktır. Çekici bulduklarımızın güçlükleriyle ilişkimizde kendimizi çocuksudan yetişkin tepki modeline yönlendirebileceğimiz büyük bir imkan mevcut.



Neredeyse kesinlikle, arzularımızı ve çocuksu savunma tavırlarımızı harekete geçiren özelikle çetrefilli mesele dizilerine sahip kişilerle birlikteyiz. Çözüme yanıt, ilişkiyi sonlandırmak değil fakat ebeveyn veya bakıcılarımızda bunlarla ilk karşılaştığımızda muktedir olmadığımızın bilgeliğiyle, onların mecburi zorluklarıyla anlaşmaya çalışmaktır. Tamamen yetişkin bir bireyi konumlandırmak belki de bizim sorumluluğumuzda değil. Ancak eşimizin daha az olgun tavırlarına, daha çok yetişkin gibi cevap vermek her zaman bizim sorumluluğumuzda.

Tercüme: Utku Cem

Orijinali: http://www.thebookoflife.org/why-were-compelled-to-love-difficult-people/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder